Zaman Gelecek Faiz Yemeyen Kalmayacak
Zaman gelecek faiz yemeyen kalmayacak, İslam'da faizin yaygınlaşması ve bu durumun ahlaki ve dini sonuçları.
Zaman Gelecek Faiz Yemeyen Kalmayacak
Rivayet edildiğine göre Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) bir hadislerinde, "Öyle bir zaman gelecek ki faiz yemeyen hiç kimse kalmayacaktır" dedi. Sahabeden biri, "Ya Resulullah! Herkes mi faiz yiyecek?" diye sordu. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem), "Faiz yemeyene de onun tozundan bulaşacaktır" dedi. Yani faiz yemeyen kimseye de, faiz alana veya verene yardım ettiğinden dolayı, günahından bulaşacaktır. Ya faiz alınıp verilmesine şahitlik edecek, ya katipliğini yapacak ya da bu işin yapılmasına hoşnut olarak rıza gösterecektir. Ya da faiz alıp verenden gelen hediyeyi kabul edecek yahut onun davetine gidecektir. İşte böylelikle onun günahından kendisine de bulaşacaktır.
Hz. Ebubekir'in [radıyallahu anh] dediği gibi: "Faiz alan da veren de cehennemdedir."
Ebu Hüreyre'den gelen bir diğer rivayette Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem), "Öyle bir zaman gelecektir ki, faiz yemeyen kimse kalmayacaktır. Faiz yemese bile tozundan ona da bulaşacaktır" buyurmuştur.
Hadisi şu şekilde açıklamak mümkündür: Öyle bir zaman gelecek ki faiz alıp verme çoğalacaktır. Ticarı işlemlerde, alış verişlerde, borçlanmalarda hile ve aldatmacalar zuhur edecektir. Dolayısıyla insanların malları faizle, haram ve şüpheli şeylerle karışacaktır. Öyle olacak ki, insanların mallarını haram ve şüpheli şeylerden ayırıp koparması imkansız hale gelecektir. O zaman ister istemez faiz yiyeceklerdir. Faizin tesiri ve zararı herkese sirayet edecektir. Dolayısıyla insanın malına, mülküne ve kendisine haram karışacaktır. O zamanlarda bir kişi, faizin alıcısı, vericisi, şahidi, yazıcısı olmasa da, faiz alıp verenlerle doğrudan herhangi bir muamelesi olmasa da, malını onların malının arasına karıştırmasa da, faizden yani onun günahından nasiplenecektir.
O halde ticaretle uğraşan kişi, faize bulaşmaması, helal ile haramı ayırt edebilmesi, malına haram karıştırmaması için, yeteri kadar ticaretin fikhı ilmihalini öğrenmelidir ki, helali haramdan ayırabilsin, haram olan işlere malını katıştırmasın. Helali haramdan, şüpheliyi şüpheli olmayandan, doğruyu yalandan, sünneti bidatten, küfrü imandan ayırt etmek ancak ilim ile mümkün olur.
-------------------------------------
Kaynaklar:
Ebu Davud, nr. 3321; lbn Mace, nr. 2278; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 2/494
Hakim, el-Müstedrek, 2/11.