Vahiy Allah'ın Ezeli ve Ebedi Sözü

Vahiy, Allah’ın insanlığa yol gösteren ezeli ve ebedi mesajıdır. Karanlıkları aydınlatan, hakikate ulaştıran ilahi bir rehberdir.

Vahiy Allah'ın Ezeli ve Ebedi Sözü
Vahiy Allah'ın Ezeli ve Ebedi Sözü

Vahiy: Allah'ın Ezeli ve Ebedi Sözü

Enes b. Mâlik (ra) şöyle anlatıyor: Resûlullah’ın (sav) vefatından sonra Hz. Ebû Bekir (ra), Hz. Ömer’e (ra) “Haydi, Allah Resûlü’nün (sav) ziyaret ettiği gibi biz de Ümmü Eymen’i ziyaret edelim.” dedi. Ümmü Eymen’in yanına vardıklarında, o ağlamaya başladı. Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer, “Niye ağlıyorsun? Allah katındakiler Resûlullah (sav) için daha hayırlıdır.” dediler. Ümmü Eymen, “Ben, Allah’ın katındakilerin Resûlullah (sav) için daha hayırlı olduğunu bilmediğimden ağlamıyorum. Asıl gökten inen vahyin kesilmiş olmasına ağlıyorum.” dedi. Bunun üzerine Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer de duygulanarak onunla birlikte ağladılar.
(M6318 Müslim, Fedâilü’s-sahâbe, 103; İM1635 İbn Mâce, Cenâiz, 65)

Müminlerin annesi Hz. Âişe (ra) şöyle anlatıyor: “Allah Resûlü’ne (sav) ilk vahiy, uykuda doğru rüya (rüyâ-i sâdıka) görmekle başladı. Onun gördüğü her rüya apaçık bir gerçek olarak çıkardı. Ardından, yalnızlık ona sevdirildi. Hira Dağı’ndaki mağaraya çekilip, ailesine dönmeden günlerce ibadet ederdi. Yanına yiyecek alır, sonra tekrar ailesine dönerdi. Nihayet bir gün, Hira Mağarası’ndayken ona hak (vahiy) geldi. Melek gelip, ‘Oku!’ dedi. O, ‘Ben okuma bilmem.’ cevabını verdi. Melek onu tutup sıkmaya başladı, sonra bırakıp tekrar ‘Oku!’ dedi. O yine aynı cevabı verdi. Melek onu ikinci kez sıktı ve bıraktı, sonra tekrar ‘Oku!’ dedi. Yine aynı cevabı verince, melek onu üçüncü kez sıktı ve ardından şu ayetleri söyledi:

“Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı bir alaktan (embriyodan) yarattı. Oku! Senin Rabbin en Kerîm olandır…”
(Alak, 96/1-3)
(B3 Buhârî, Bed’ü’l-vahy, 1)

Hz. Âişe’den (ra) nakledildiğine göre, Hâris b. Hişâm (ra) Allah Resûlü’ne (sav), “Yâ Resûlallah, sana vahiy nasıl geliyor?” diye sordu. Resûlullah (sav) şöyle buyurdu:
“Bazen zil/çan sesi gibi gelir ki, bu bana en ağır olanıdır. Uğultu kesildiğinde, vahyi tam olarak kavrayıp ezberlemiş olurum. Bazen de melek bana insan suretinde görünür, benimle konuşur, ben de söylediklerini kavrayıp ezberlerim.”
(B2 Buhârî, Bed’ü’l-vahy, 1)

Ebû Saîd el-Hudrî’den (ra) rivayet edildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:
“Benden Kur’an dışında duyduğunuz şeyleri yazmayın. Kim benden böyle bir şey yazmışsa, onu imha etsin…”
(M7510 Müslim, Zühd, 72)

Ebû Musa el-Eş’arî’den (ra) nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:
“Allah’ın benimle gönderdiği hidayet ve ilim, çeşitli topraklara düşen bol yağmura benzer. Bunlardan bazıları suyu alır, bol bitki yetiştirir. Bazıları suyu yüzeyinde tutar; insanlar bu sudan içer, hayvanlarını sular ve tarım yapar. Diğer bir tür toprak ise dümdüzdür; suyu tutmaz ve bitki yetiştirmez. İşte Allah’ın dinini kavrayan, faydalanan ve başkalarına öğreten kimse ile (duyduğu hidayete) ilgisiz kalan ve onu kabul etmeyen kimsenin misali böyledir.”
(B79 Buhârî, İlim, 20)