Şüpheli Şeyler Terkedilmelidir

Şüpheli şeylerin terk edilmesi, İslam'da haram ve helal arasındaki ince çizgiyi korumanın önemi hakkında derinlemesine bir analiz.

Şüpheli Şeyler Terkedilmelidir
Şüpheli Şeyler

Şüpheli Şeyler Terkedilmelidir 

Nitekim Hz. Hasan'ın [radıyallahu anh], Resulullah'tan [sallallahu aleyhi vesellem] farklı farklı zamanlarda işittiğim dediği ve çok meşhur bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur: 

"Sana şüpheli gelen şeyi bırak, şüphe vermeyene bak. Çünkü doğruluk gönül rahatlığıdır, yalancılık ise kuşkudan ibarettir." 

Bizim fakih dostlarımızın çoğu, işlerini bu hadis üzerine inşa etmişlerdir. Çünkü onlar, içinde şüphe bulunan her şeyi terkedip sadece helalliği kesin olan işlerle amel etmişlerdir. 

Bütün bu söylediklerimizden sonra bir mümin ölçü ve tartı hususunda çok dikkatli davranmalıdır. Zira Allah [celle celaluhu] ölçü ve tartida usulsüzlük yapılmaması gerektiği hususunda şiddetli ikazlarda bulunmuştur: 

"Vay haline eksik ölçüp tartanların! Onlar ki satın alırken haklarını tam olarak alırlar. Fakat kendileri başkalarına satar, ölçüp tartarken eksik yapar, hile karıştırırlar. Sahi onlar, o en mühim günde, yani bütün insanların Rabbülaleminin'in divanında duracakları günde, diriltilip toplanacak/arını düşünmezler mi?" (Mutaffifin 83/1-6). 

Anlatıldığına göre, Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) Medine'ye hicret ettiği zaman oranın halkının çoğunluğunun ölçüde ve tartida hile ve usulsüzlük yaptıklarını gördü. Gerçekten Medine bir tüccarın iki tane ölçeği (uzunluk için) iki tane tartısı (ağırlık için) bulunurdu. Bir mal satın alacağı zaman uzun ölçeğini kullanır, satacağı zaman da kısa olan ölçeğini kullanırdı. Tartılacak şeylerde de durum böyleydi. Tartılacak bir şey satın alacağı zaman geniş ölçeğini kullanır, satacağı zaman ise küçük olanı kullanırdı. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) onlara, "Bu yaptığınız işten dolayı sizlere yazıklar olsun!" buyurdu. Allah [celle celaluhü] peygamberinin Medine'ye gelişinin bereketine yukarıdaki ayetleri indirdi. İnsanlara adaletli ve insaflı olmalarını emretti. Çünkü adalet ve insaf, ölçü ve tartının mihenk taşıdır. 

"Alemlerin Rabbinin huzurunda duracakları gün için diriltileceklerini sanmıyorlar mı?" Yani onlar kıyamet günü diriltileceklerini ve her zerreden hesaba çekileceklerini ve yaptıkları her şeyin karşılığını göreceklerini ve ne malın ne de para pulun olmadığı o büyük günde, insanları aldattıkları kadar kendi iyiliklerinden alınıp onlara verileceğini bilmiyorlar mı?! 

Ey ademoğlu! Bütün bunlardan ibret al. Allah'ın büyük gün diye adlandırdığı o kıyamet günü, alım satımda aldatan insanın hali nasıl olur?! O günden daha büyük hangi gün, o günün korkusundan daha büyük hangi korku vardır? 

"Öyle bir gün ki, insanlar o günde alemlerin Rabbinin huzurunda duracaklardır" (Mutaffifin 83/6). 

O gün herkes Rabbinin huzurunda duracak ve Allah Azze ve Celle onları, yaptıkları az veya çok her şeyden hesaba çekecek, her yaptığını amel defterinden kendisine okuyacaktır. Nitekim Allah Teala bir ayet-i kerimesinde şöyle buyurur: 

"İşte herkesin hesap defteri önüne konuldu. Mücrimlerin defterdeki kayıtlardan korktuklarını ve şöyle dediklerini görürsün:'Eyvah bize! Bu deftere de ne oluyor? Ne küçük ne de büyük, yazılmadık şey bırakmamış!' Böylece yaptıkları her şeyi yanlarında buldular. Şu kesin ki Rabbin kimseye zulmetmez" (Kehf 18/49).

 Dünyada adaletli olup insanların haklarına riayet edenlere müjdeler olsun. Onların haklarını çiğneyenlere de yazıklar olsun ... 

---------------------------------

Kaynaklar:

Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 1 /200; Beyhakı, es-Sünenü'I-Kübra, nr. 11134.