İslam’ı Tebliğ Ederken Kullandığı Hikmetli Yöntemler
Hz. Muhammed’in İslam’ı tebliğ ederken kullandığı hikmetli yöntemler, sabır, nezaket ve anlayışla insanları hakikate davet eden örnek bir rehberlik sunar.
İslam’ı Tebliğ Ederken Kullandığı Hikmetli Yöntemler
Giriş: Tebliğin Temelinde Hikmet ve Merhamet Vardır
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v), insanlık tarihinin en büyük öğretmenlerinden biridir. Onun (s.a.v) en önemli görevlerinden biri, Allah’ın (c.c) dinini insanlara ulaştırmak, yani İslam’ı tebliğ etmekti. Fakat o (s.a.v), bu görevi kuru bir emir-tebliğ anlayışıyla değil, hikmet, sabır, merhamet ve insan psikolojisini derinlemesine anlayan bir üslupla yerine getirmiştir.
Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz şöyle buyurur:
“Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır; onlarla en güzel şekilde mücadele et.”
(Nahl Suresi, 125)
Bu ayet, Efendimiz’in (s.a.v) hayatındaki tebliğ anlayışını özetler niteliktedir. O, her insanın gönlüne uygun bir kapıdan girer, kimseyi kırmadan, yargılamadan, sevdirerek anlatırdı İslam’ı.
1. Sevgi Temelli Tebliğ Anlayışı
Hz. Muhammed (s.a.v), tebliğinde asla zorlamayı değil, sevgiyi ve güveni esas almıştır. O, insanların kalplerine hükmetmek yerine gönüllerine dokunmayı seçmiştir.
Bir gün Taif halkı onu taşladığında, kendisine yapılan zulme rağmen, “Allah’ım! Onlara hidayet ver, çünkü bilmiyorlar.” diye dua etmiştir. Bu, kin değil rahmet, öfke değil merhamet dilidir.
Onun bu sevgi dolu tavrı, düşmanlarını bile zamanla İslam’a ısındırmıştır.
Bu yönüyle Efendimiz (s.a.v), bugün bizlere de öğretiyor:
“Bir insanı kazanmak, bin kişiye nasihat etmekten daha değerlidir.”
2. İnsanı Tanıyan, Duruma Uygun Tebliğ Yöntemi
Peygamber Efendimiz (s.a.v), her insanın farklı bir mizacı olduğunu bilirdi. Bu nedenle herkese aynı şekilde yaklaşmazdı. Bir bedeviye sabırla öğüt verir, bir sahabeye doğrudan nasihat eder, bir çocuğa ise tebessümle öğretirdi.
O (s.a.v), kişinin seviyesine, ruh hâline ve anlayışına göre konuşurdu.
Bir hadiste buyurur ki:
“İnsanlara akıllarının seviyesine göre konuşunuz.”
Bu söz, iletişimde empati ve hikmetin ne kadar önemli olduğunu gösterir.
Bugünün dünyasında da bu yöntem geçerlidir. İnsanlara İslam’ı anlatırken yargılamadan, doğru zamanı bekleyerek ve gönül diliyle yaklaşmak, Efendimiz’in sünnetine uygun bir tebliğ yöntemidir.
3. Tebliğinde Davranışın Sözden Daha Etkili Olması
Hz. Muhammed (s.a.v), yalnızca sözleriyle değil, hal ve davranışlarıyla da İslam’ı anlatırdı. O’nun hayatı başlı başına bir davetti.
Pazarda dürüstlüğü, evinde merhameti, mescidde tevazusu ile insanlar onun örnekliğini görerek İslam’a yönelirdi.
Nitekim birçok kişi, bir tek güzel davranışını görüp Müslüman olmuştur.
Bu bize gösterir ki; en etkili tebliğ, yaşayarak yapılan tebliğdir.
Güzel ahlâk, dilden daha güçlü bir davet aracıdır.
4. Affedici ve Sabırlı Üslubu
Efendimiz (s.a.v), kendisine düşmanlık edenlere bile karşı sabır ve affedicilikle yaklaşmıştır.
Uhud Savaşı’nda yüzü yaralanmış, dişi kırılmışken bile “Allah’ım! Kavmime hidayet ver, çünkü onlar bilmiyorlar.” diyebilmiştir.
Bu, nefsine değil, Allah rızasına odaklanan bir davetçinin göstergesidir.
Tebliğde sabır, acele etmemek ve insanları yavaş yavaş hakikate yönlendirmek çok önemlidir. Hz. Peygamber (s.a.v) yıllarca sabretmiş, hakikati bir anda değil, kalplere sindire sindire anlatmıştır.
5. Empati Kuran Bir Tebliğci Olarak Peygamberimiz (s.a.v)
O (s.a.v), insanın fıtratını en iyi bilen kişiydi.
Bir insan hata yaptığında onu utandırmaz, aksine onurunu koruyarak doğruyu gösterirdi.
Bir adam mescitte uygunsuz davrandığında, sahabeler onu azarlamak isteyince Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurdu:
“Onu rahat bırakın, sonra gidip güzelce anlatın. Mescidler, Allah’ı zikretmek içindir.”
Bu olay, iletişimde yumuşaklık ve sabırla öğretmenin ne kadar tesirli olduğunu gösterir. Çünkü gönül kırarak yapılan tebliğ, kalbi kapatır; ama anlayışla yapılan tebliğ, kalbi açar.
6. Tebliğde Dua ve Tevekkülün Yeri
Hz. Peygamber (s.a.v), davet görevinde sadece konuşmakla kalmaz, dua ve tevekkül ile de destek olurdu.
O, kalpleri kendisinin değil, Allah’ın çevireceğini bilirdi.
Bu sebeple davet ederken, sonucu Allah’a bırakırdı.
Bu tavır, tebliğ eden her Müslüman için bir rehberdir:
“Bizim görevimiz yalnızca anlatmaktır; hidayet Allah’tandır.”
7. Günümüz İçin Çıkarılacak Dersler
Bugün bizler, teknolojinin hüküm sürdüğü bir çağda yaşıyoruz. Ancak kalplerin dili hâlâ aynıdır.
Efendimiz (s.a.v)’in tebliğ yöntemleri zamana değil, insan fıtratına hitap ettiği için bugün de geçerliliğini korur.
-
İnsanlara yumuşak davranmak,
-
Yargılamadan yaklaşmak,
-
Güzel örnek olmak,
-
Samimi davranmak,
-
Dua ile desteklemek…
Bunlar, modern dünyanın soğuyan kalplerine yeniden iman sıcaklığını taşıyabilecek evrensel ilkeleridir.
Sonuç: Tebliğin Hikmeti Kalpten Gönüle Uzanır
Hz. Muhammed (s.a.v), İslam’ı tebliğ ederken insanları kazanmayı, gönülleri fethetmeyi hedeflemiştir. Onun (s.a.v) üslubunda emir değil, hikmetli davet, sertlik değil, yumuşaklık, zorlamak değil, sevdirerek anlatmak vardır.
Bugün de bir Müslüman, İslam’ı anlatmak istediğinde bu üslubu örnek almalıdır. Çünkü hakikat, güzel bir dille sunulmadıkça gönüllerde karşılık bulmaz.
Efendimiz (s.a.v)’in hayatı bize şunu öğretir:
“Bir söz kalpten çıkarsa, kalbe ulaşır; dilden çıkarsa kulağa ulaşır.”
O halde bizler de tebliği sadece dilimizle değil, halimizle, ahlakımızla ve güzel davranışlarımızla yapalım. Çünkü hakikatin en güzel şahitliği, yaşanarak yapılanıdır.