İhlasla Salavat Getirmek

Bu makalede, salavat getirmenin ihlasla yapılmasının önemi ve bu uygulamanın ruhsal, manevi ve toplumsal faydaları üzerinde durulacaktır. İhlasla salavat getirmenin, Müslümanların inançlarını pekiştirme ve Hz. Muhammed (s.a.v.)'e olan sevgi ve saygılarını ifade etme biçimi olarak nasıl bir rol oynadığı incelenecektir.

İhlasla Salavat Getirmek
İhlasla Salavat

İhlasla Salavat Getirmek

Bedir Savaşı şehidlerinden Said b. Ümeyr Ensari'den [radıyallahu anh] rivayet edilen bir hadis-i şerifte Resûl-i Ekrem [sallallahu aleyhi vesellem] şöyle buyurmaktadır:

"Ümmetimden her kim, kalpten; ihlaslı bir şekilde bana bir tek salatü selam getirirse, Allah Teala ona tam on kat mağfiret eder. Onun derecesini on kat yükseltir ve on günahını siler."

Hikaye
Fakih Ebü'l-Leys Semerkandi [rahmetullahi aleyh] diyor ki: Babamın bana anlattığı bir hikaye şöyledir:
Süfyan-ı Sevri [rahmetullahi aleyh] Kabe'yi tavaf ederken bir adam görmüştü. Bu adam ayağını her indirip kaldırdığında Resulullah'a [sallallahu aleyhi vesellem] salatü selam getiriyordu. Süfyan-ı Sevri [rahmetullahi aleyh] diyor ki:
Ona yaklaştım ve,

  • Behey adam? Sen tesbihi "sübhanallah" ve tehlili (la ilahe illallah) demeyi bırakıp salatü selam getiriyorsun! Yoksa bu hususta bildiğin bir şey mi var, dedim. Adam,
  • Allah sana afiyet versin; sen kimsin? dedi. Ben de,
  • Süfyan-ı Sevri'yim, dedim. Adam,
  • Eğer sen, şu zamanda tanınmadık biri olsaydın, durumumu sana anlatmaz, sırrımı sana açıklamazdım, dedi ve şöyle anlattı:

Ben ve babam haccetmek üzere yola çıkmıştık. Yolda konaklama yerlerinden birine geldiğimizde babam hastalandı. Ben de babama ilaçlar vererek tedavi etmeye başladım. Bir gece babamın başucunda beklerken ölüverdi. Yüzü simsiyah olmuştu. 'İnna lillah ve inna ileyhi raciun' dedim ve yüzüne bir örtü çekerek kapattım. O esnada bana öyle bir uyku hali geldi ki dayanamadım ve uyuyakalmışım. Rüyamda bir adam gördüm; bugüne kadar onun kadar güzel yüzlü, onun kadar temiz elbiseli ve onun kadar güzel kokulu birini daha görmemiştim. Adam babamın yanına yaklaştı, yüzündeki örtüyü kaldırdı ve elini babamın yüzünde gezdirdi; babamın yüzü bembeyaz olmuştu. Sonra adam arkasını dönüp gitti. Ben de arkasından koşup elbisesine yapıştım:

  • Ey Allah'ın kulu! Bu yabancı topraklarda sen de kimsin ki böyle, Allah Teala senin vasıtanla babama ikramda bulundu, dedim. O,
  • Beni tanımıyor musun? Ben kendisine Kur'an-ı Kerim indirilen, Abdullah'ın oğlu Muhammed'im, dedi ve devamla şöyle dedi:
  • Babanın durumuna gelince: Baban kendisine çok haksızlıklar etmiş biriydi. Ancak o bana çokça salatü selam getirirdi. Öldüğü zaman yüzü simsiyah oldu ve benden yardım istedi. Ben, bana çokça salatü selam getirenlerin yardımcısıyımdır.

Uyandığım zaman babamın yüzündeki örtüyü kaldırıp baktım; bembeyaz olmuştu.

Kaynaklar:

  • Nesaı, Amelü'l-Yevm ve'l-Leyle, nr. 64; Kivamüssünne et-Teymî, et-Tergib ve't-Terhib, nr. 1646; Heysemî, Mecmau'z-Zevaid, 10/162.