Fıkıh ve İctihad Derin Kavrayış ve Hakikati Arayış

Fıkıh ve içtihat, İslam hukukunun derin anlayışıyla hayatın her alanında hakikati arayan bir ilim dalıdır.

Fıkıh ve İctihad Derin Kavrayış ve Hakikati Arayış
Fıkıh ve İctihad Derin Kavrayış ve Hakikati Arayış

Fıkıh ve İctihad: Derin Kavrayış ve Hakikati Arayış

Abdullah b. Amr b. el-Âs, Hz. Peygamber’i (s.a.v) şöyle buyururken işittiğini nakleder:
“Allah ilmi, kullarının arasından çekip almaz; ancak âlimlerin vefatıyla ilmi alır. Sonunda hiç âlim kalmayınca, insanlar cahil kimseleri önder edinirler. Onlara sorular sorulur, onlar da bilgisizce fetva verirler. Böylelikle hem kendileri sapar hem de (başkalarını) saptırırlar.”
(Buhârî, İlim, 34)

Muâz b. Cebel’in anlattığına göre, Hz. Peygamber (s.a.v) onu Yemen’e vali olarak gönderirken aralarında şu diyalog geçmiştir:
— "(Sana bir dava geldiğinde) nasıl hüküm vereceksin?"
— "Allah’ın Kitabı’na göre hüküm vereceğim."
— "(O konuda) Allah’ın Kitabı’nda bir hüküm bulamazsan?"
— "Resûlullah’ın (s.a.v) sünnetine göre hüküm vereceğim."
— "Resûlullah’ın (s.a.v) sünnetinde de yoksa?"
— "Kendi görüşümle ictihad ederek bir karara varacak ve ona göre hüküm vereceğim."
Bunun üzerine Hz. Peygamber, “Resûlü’nün elçisini muvaffak kılan Allah’a hamdolsun.” buyurmuştur.
(Tirmizî, Ahkâm, 3; Ebû Dâvûd, Akdiye, 11)

İbn Abbâs’ın naklettiğine göre Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
“Allah her kimin iyiliğini dilerse, onu dinde fakih kılar (dinin inceliklerini anlama konusunda ona kabiliyet verir).”
(Tirmizî, İlim, 1)

Zeyd b. Sâbit, Hz. Peygamber’i (s.a.v) şöyle buyururken işitmiştir:
“Allah, bizden bir hadis işitip, başkasına aktarana kadar onu ezberleyen kişinin yüzünü ak etsin. Fıkıh öğrenip, kendisinden daha kavrayışlı olanlara aktaran nice kimseler vardır! Fıkıh öğrenen nice kimseler de vardır ki kendileri fakih değildir.”
(Ebû Dâvûd, İlim, 10; Tirmizî, İlim, 7)

Amr b. el-Âs, Hz. Peygamber’i (s.a.v) şöyle buyururken işitmiştir:
“Hâkim, hüküm verirken ictihad eder ve isabetli karar verirse iki sevap kazanır. Eğer ictihad eder de hata ederse bir sevap kazanır.”
(Müslim, Akdiye, 15)

Esed kabilesinden Vâbisa b. Ma’bed’in naklettiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.v) ona şöyle demiştir:
“İyilik ve kötülüğü sormaya mı geldin?” Vâbisa, “Evet.” dedi. Hz. Peygamber, parmaklarını birleştirerek göğsüne vurdu ve üç defa, “Kendine danış, kalbine danış, ey Vâbisa!” buyurdu. Sonra şöyle devam etti:
“İyilik, gönlü huzura kavuşturan ve içine sinen şeydir. Kötülük ise, insanlar sana fetva verseler (onaylasalar) bile, gönlünü huzursuz eden ve içinde kuşku bırakan şeydir.”
(Dârimî, Büyû’, 2)