Bilgi İlim İlim Bilmektir
Bilgi, insanı hikmete ve hakikate götüren bir ışıktır. İlim, yalnızca öğrenmek değil, aynı zamanda öğrenilenle amel etmektir.
Bilgi: İlim İlim Bilmektir
Ebu’d-Derdâ (ra) şöyle anlatır:
“Resûlullah (sav) bize bir konuşma yaptı ve şöyle buyurdu:
‘Allah, bizden bir söz işitip, onu işittiği gibi (başkasına) ulaştıran kişinin yüzünü ak etsin. Kendisine (bilgi) ulaştırılan nice kimseler vardır ki, onu işiten (ve kendisine aktaran) kimseden daha kavrayışlıdır.’”
(Dârimî, Mukaddime, 24; Tirmizî, İlim, 7)
Kays b. Kesîr’in nakline göre, Medine’den bir adam Dımaşk’a, Ebu’d-Derdâ’nın yanına geldi. Ebu’d-Derdâ, “Kardeşim, seni buraya getiren nedir?” diye sordu. Adam, “Senin Resûlullah’tan (sav) naklettiğini öğrendiğim bir hadis.” cevabını verdi. Bunun üzerine Ebu’d-Derdâ şöyle dedi:
“Resûlullah’ı (sav) şöyle derken işittim:
‘Kim ilim için yola çıkarsa Allah, ona cennete giden yolu kolaylaştırır. Melekler, hoşnutluklarından dolayı ilim talebesine kanatlarını serer. Sudaki balıklara varıncaya kadar, yer ve gök ehli, âlim kişinin bağışlanması için Allah’a yakarır. Âlimin, âbide (ibadet edene) üstünlüğü, ayın diğer yıldızlara olan üstünlüğü gibidir. Kuşkusuz, âlimler peygamberlerin vârisleridir. Peygamberler miras olarak ne altın ne de gümüş bırakmışlardır; onların bıraktıkları yegâne miras ilimdir. Dolayısıyla, kim onu alırsa büyük bir pay almış olur.’”
(Tirmizî, İlim, 19)
Ebû Musa el-Eş’arî’den (ra) nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:
“Allah’ın benimle gönderdiği hidayet ve ilim, farklı yapıdaki topraklara düşen bol yağmura benzer. Bazı topraklar temizdir, suyu alır, bol bitki ve ot yetiştirir. Bazıları kuraktır, suyu (yüzeyinde) tutar. Bu sudan insanlar yararlanır; hem kendileri içerler, hem de (hayvanlarını) sularlar ve ziraat yaparlar. Ancak diğer bir toprak çeşidi vardır ki dümdüzdür. (Ona da yağmur düşer ama) ne su tutar ne de bitki yetiştirir. Allah’ın dinini inceden inceye kavrayan, Allah’ın beni kendisiyle gönderdiği hidayet ve ilimden faydalanan, öğrenen ve öğreten kimse ile (bunları duyduğu vakit kibrinden) başını bile kaldırmayan ve Allah’ın hidayetini kabul etmeyen kimsenin misali işte böyledir.”
(Buhârî, İlim, 20)
Ebû Hüreyre (ra) şöyle rivayet eder:
“Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:
‘İnsan ölünce üç şey dışında ameli kesilir:
- Sadaka-i câriye (faydası kesintisiz süren sadaka),
- Kendisiyle faydalanılan ilim,
- Ve kendisine dua eden hayırlı evlat.’”
(Müslim, Vasiyet, 14)
Abdullah b. Amr’dan (ra) nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (sav) şöyle dua ederdi:
“Allah’ım! Huşû duymayan kalpten, kabul edilmeyen duadan, doymayan nefisten ve fayda vermeyen ilimden sana sığınırım. Bu dört şeyden sana sığınırım.”
(Tirmizî, Deavât, 68)