Allah Kaderimizi Yazdıysa Bizim Sorumluluğumuz Ne?
Allah kaderi yazdıysa insanın sorumluluğu nedir? İslam’da kader ve irade ilişkisi, kulun seçim özgürlüğüyle birlikte değerlendirilir. Bu yazıda detaylı açıklamalar bulabilirsiniz.
Allah Kaderimizi Yazdıysa Bizim Sorumluluğumuz Ne?
Kimi zaman şu soruyla karşılaşırız:
“Eğer Allah bizim kaderimizi önceden yazdıysa, biz neden sorumlu tutuluyoruz?”
Bu soru, yalnızca günümüz insanının değil; asırlar boyunca alimlerin, düşünürlerin ve sade müminlerin de zihnini meşgul eden bir meseledir. Kader ve sorumluluk konusu, İslam’ın en hassas, derin ve üzerinde dikkatle düşünülmesi gereken inanç konularından biridir. Peki, gerçekten de Allah kaderimizi önceden belirlediyse bizim irademizin ve seçimlerimizin anlamı ne? Gelin bu önemli meseleyi Kur’an-ı Kerim, hadisler ve İslami kaynaklar ışığında adım adım inceleyelim.
Kader Nedir, Ne Değildir?
İlk olarak kader kavramını doğru anlamak gerekir. Kader, Allah Teâlâ’nın her şeyi ezelden ebede kadar bilmesi, planlaması ve ölçüyle takdir etmesidir. Kader, bir cebir (zorunluluk) değil; bir ilim ve takdir meselesidir.
Allah Teâlâ şöyle buyurur:
“Şüphesiz Biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık.”
(Kamer Suresi, 49. Ayet)
Bu ayet, her şeyin belli bir ilahi sistemle yaratıldığını gösterir. Ancak bu sistem, kulun özgür iradesini yok saymaz. Allah, kulun ne yapacağını bilir; fakat kul bu ameli kendi tercihiyle yapar. İşte burada devreye insanın sorumluluğu girer.
Allah’ın Bilmesi Zorunluluk Değildir
Bu noktada çokça yapılan bir yanlış anlamaya değinmek gerekir:
Allah’ın bir şeyi bilmesi, o şeyi kulun zorunlu olarak işlemesi anlamına gelmez.
Bunu bir örnekle açıklayalım:
Bir öğretmen, öğrencisini çok iyi tanır ve onun sınavdan düşük not alacağını önceden bilir. Bu bilgi, öğrencinin başarısızlığını doğurmaz; yalnızca öğretmenin öngörüsüdür. Öğrenci, kendi çalışmadığı için başarısız olmuştur. Aynı şekilde Allah da kulunun gelecekte neyi seçeceğini bilir; ama o seçimi kul kendi iradesiyle yapar.
İrade: Kulun Sorumluluğu
İslam inancına göre insan, “cüz’î irade” sahibi bir varlıktır. Yani insan, Allah’ın yarattığı dünya içinde kendisine tanınan alanda özgür seçimler yapar. Bu seçimlerden dolayı da sorumlu tutulur.
Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur:
“Kim doğru yola giderse, ancak kendi lehine gider; kim de saparsa, kendi aleyhine sapar...”
(İsra Suresi, 15. Ayet)
Bu ayet açıkça gösteriyor ki Allah, kulun tercihlerine göre ona karşılık verir. Dolayısıyla “zaten Allah yazdı, ben ne yaparsam yapayım değişmeyecek” düşüncesi, hem yanlış hem de tembelliğe sevk eden bir yaklaşımdır.
Kader ve Sorumluluk İlişkisi
Ehl-i Sünnet alimlerine göre kader ile sorumluluk arasında kesinlikle bir çelişki yoktur. Çünkü:
-
Allah kuluna irade vermiştir.
-
Kul, iyi ile kötüyü seçebilir.
-
Kulun yaptığı tercih, Allah’ın bilgisi dahilindedir ama Allah kulun elinden tutup zorla yaptırmaz.
Bu noktada Hz. Ömer (r.a.) ile bir adam arasında geçen meşhur bir olay dikkat çekicidir:
Bir adam hırsızlık yapar ve yakalanınca, "Kaderimde bu vardı, Allah böyle yazmış" der. Hz. Ömer buna karşılık şöyle cevap verir:
“Allah’ın kaderiyle işledin, ama senin iradenle çaldığın için cezalandırılacaksın.”
Bu olay, kaderin Allah’a ait bir ilim olduğunu; ancak sorumluluğun kulun tercihinden kaynaklandığını net biçimde anlatır.
Günah ve Sevapta Kimin Payı Vardır?
Allah, kimseyi günaha zorlamaz. Aksine doğruyu gösterir, peygamberler gönderir, kitaplar indirir ve kullarını sürekli ikaz eder. Kul, buna rağmen günahı seçerse bu onun kendi tercihidir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurur:
“Cennetlik olanlar, amelleriyle cenneti hak ederler. Cehennemlik olanlar da amelleriyle cehenneme giderler.”
(Müslim, Cennet 63)
Demek ki sonuç, kulun iradesine bağlıdır. Allah kimseye zulmetmez.
Kader Bahane Edilemez
Ne yazık ki bazı insanlar, işlemiş oldukları günahları ya da başlarına gelen musibetleri kaderle açıklayarak kendilerini temize çıkarma yoluna gider. Bu tutum, İslam ahlakıyla bağdaşmaz. Çünkü kader; sorumluluktan kaçmak için değil, sabretmek ve tevekkül etmek için vardır.
Sorumluluğumuz Ne?
Kader yazılmış olabilir ama kalem elimizde duruyor. Nasıl bir hayat süreceğimizi, hangi tercihlerde bulunacağımızı biz belirliyoruz. Kader, Allah’ın ilmidir; bizse bu ilmin içine doğru ya da yanlışla girmekte özgürüz.
Şu sorular sorulmalı:
-
“Namaz kılmak benim elimde mi?” → Evet.
-
“Yalan söyleyip söylememek tercihim mi?” → Evet.
-
“Sadaka vermek benim seçimim mi?” → Evet.
Bu örnekler gösteriyor ki kul, yaptığı her şeyde bilinçli bir şekilde tercih yapar. Dolayısıyla hem sevabın hem günahın sorumluluğu ona aittir.
Tevekkül ve Gayret Dengesini Kurmak
İslam’da mümin, kaderine rıza gösterir ama elinden gelenin en iyisini yapmaktan da geri durmaz. Hem tevekkül eder hem de çalışır. Çünkü Allah şöyle buyurur:
“Şüphesiz ki Allah, bir kavim kendilerindeki durumu değiştirmedikçe, onların durumunu değiştirmez.”
(Ra’d Suresi, 11. Ayet)
Bu ayet, iradeyi kullanan kulların Allah tarafından destekleneceğini gösterir.
Sonuç: Kalemi Bize Veren Allah’tır ama Yazıyı Biz Yazarız
Özetle, kader ve sorumluluk arasında çelişki yoktur. Allah, kullarına doğruyu ve yanlışı göstermiş; ardından da tercihi onların iradesine bırakmıştır. Kul, kendi iradesiyle seçer ve bu seçimlerin sonuçlarına katlanır.